|
YENİ TÜRK ALFABESİ İLE HAT
Kuran-ı Kerim'in toplatılmasından sonra İslam
dininin bilime verdiği özel önemin etkisiyle çok sayıda kâtip
yetişmiş, yazı da doğal olarak büyük gelişme göstererek önemli bir
sanat kolu olmuştur. Hat sanatı yüzyıllar boyunca çeşitli aşamalardan
geçmiş, hattatların etkisinde gelişerek bu günkü halini almış,
günümüze kadar da birçok eşsiz eser ulaşmıştır. Yeni Türk alfabesi
(Latin alfabesi) ile hat denemeleri, 20. yüzyılda Türkiye
Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla kabul edilen Latin harflerinin İslam
kültüründen gelen hüsn-i hat geleneğinin bir bileşkesidir. Bu sanat
temel olarak yeni Türk alfabesinin, gelenekten gelen çizgi ve istif
anlayışından ilham alarak yazılmasıdır. Meseleye önyargısız ve
objektif olarak bakanlar bilirler ki sanat ve ruh, kullanılan
materyaller değişmiş olsa bile kendini ve gayesini bozmadan
sürecektir. Bu açıdan yeni Türk alfabesi ile yapılan hat çalışmaları
geleneksel sanatlara bir alternatif değil, bilakis o ruhun zamana ve
mekâna göre hal alışıdır.
Yeni Türk alfabesi ile yapılan çalışmaları Batı
kaligrafisinden (yazı sanatından) ayıran en önemli fark ise istif
anlayışıdır. İstif harflerin belli bir çizgisel denge içerisinde
kompozisyon kurularak yazılmasıdır. Her ne kadar harflerin temel
anatomi ve yapılarında Batı kaligrafisinin temel düsturları esas
alınmış olsa da neticede yapılan çalışma bizi biz yapan geleneğin
ruhunu ve ilhamını taşımaktadır. Bu açıdan “Batı ile farkı nedir?”
sualine, en güzel cevap “Bize ait olan ruhtur” şeklinde verilebilir.
Günümüzde, modernleşme, hayatı daha robotlaşarak
yaşama (herkesin aynı elbiseyi giyme isteği, aynı film ve aynı
sporları yapmaları) olarak algılandığından dolayı hususi ve özel
zevklerin ustaları gün geçtikçe azalmaktadır. Genelde de sanat adına
yapılan birçok şeyin aslında maddi kaygı yüzünden yapılması ve sadece
bu tarz işlerin vitrinlerde yer etmesinden dolayı bizi dünyaya
anlatabilecek işler gün yüzüne çıkamamaktadır. Oysa ki tüm Batı
sanatçıları ilhamını tamamen doğuya dayamışlardır. Zira Doğu ulvi ve
mistik duyguların membasıdır. Bize ait olan birçok değeri yüzyıllardır
maalesef başka milletler sahiplenip tanıtmaktalar. Eğer yeni Türk
alfabesi ile yapılan hat yazılarına Batının bakışını tarif etmek
gerekirse; çok yoğun bir alaka gösterip bunu kendileri sahiplenmek
istedikleri söylenebilir. Bu istek maalesef ki sevindiricilikten öte
üzücüdür aslında. Zira bu alanda yapılan çalışmalar ülkemizde ciddi
bir kurumlaşma gösteremediğinden dolayı yeni yetişen yazı sanatçıları
da son derece yetersiz sanat kalitesi taşıyan çalışmaları çeşitli fuar
ve şenliklerde sunmaktalar.
Kaligraf Ömer Başdağ ve Kaligraf Muhammed Başdağ olarak
gayemiz gönül verdiğimiz yazı sanatını hakettiği sanatsal çizgide
tutabilmek ve kendi ekolümüzde bir pencere açabilmektir, Bu gayret ve
idrakimizin meyvesini yurt içi ve yurt dışındaki birincilik başarıları
ile tasdik etmekteyiz. Yaptığımız bu işin kitlelere ulaşması ve
tanıtımı için de elimizden geldiğince fuar ve şenliklere katılarak, bu
sanatı toplumun zengin tabakasına hapsolmasından sıyırmak
temennimizdir. 15 seneye yakın zamandır gönül verdiğimiz bu sanatın
hem Batıdaki harf kaideleri hem de Cumhuriyet sonrası hattatlarının
(Prof. Dr. Emin Barın ve Sinan Sinangil) ekolunun estetik çizgi ve
istif anlayışının büyük tecrübe mirasını belleğimizde taşımamız bize
gelecek için büyük cesaret vermektedir. Bu eksende hazırlamakta
olduğumuz www.hatyazi.com'un bize büyük açılımlar getireceğine
inanmaktayız. |